Köyümüz Hakkında
- Ayrıntılar
- Kategori: Köyümüz Hakkında
1998 teki nüfusu 2228 hane sayısı yaklaşık 600 hane 1980 ile 1990 arasındaki göç oranı 1999’daki depremlerle ters istikamet dönmüş özellikle de ekonomik krizlerden sonra vatandaşlar köylerine geri dönmüşlerdir. Ali planlamasında gün geçtikçe bilinçlenme vardır. Birçok yetişmiş insanı bulunmaktadır. Doktor, hakim, üst rütbeli asker, öğretmen, hemşire, imam, daire müdürü, gazeteci, Yayla şenliklerine Vakfıkebir ve yerli ve yabancı turistler de katılmaktadır. Köyün nüfusu yaklaşık olarak 5 bin kişidir. Bu nüfusun yüzde 20’si yazın köyde diğerleri ise gurbettedir. Bu oranın içinde çok küçük bir kısım da memur, öğretmen vb. devlet dairesinde çalışmaktadır. Bayanlarda okur yazarlık oranı düşüktür. Erkeklerde ise hemen hemen yüzde 98 iken kadınlarda bu oran yüzde 70’e inmektedir. Nüfusun çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır.
Ayrıca yüzde 30 çocuk, yüzde 30 genç, yüzde 20 yetişkin, yüzde 20’ de yaşlılar oluşturmaktadır. Nüfus artış çevrede en hızlı olan yöredir. Her ailenin en az 6 çocuğu bulunur. Bunun yanında 16 çocuğu bulunan aileler de mevcuttur.
Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı verilerine göre Yavuz Köyü’nün Nüfusu 2.435 (Erkek: 1.136, Kız: 1.299)
TARİHİ
Yavuz Köyü’nün hangi yıllarda kurulduğuna dair kesin kaynaklara rastlanmamıştır. Ancak köyde ‘Canlı Tarih’ diye tanınan Süleyman Kocaman’ın anlattıklarına göre köyün 1050 yıllarında kurulduğu sanılmaktadır.
Sonradan adını Trabzon’da görev yapan Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim’den alan Yavuz Köyü’nün ilk adının Saveriksa olduğu bilinmektedir. Bu adın ise Rumlar’dan kalma olduğu yine bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u fethetmiş ancak bugün Akçakale denilen yerdeki kaleyi uzun süre ele geçirememişti. Fatih, ancak uzun yıllar sonra bu kaleyi düşürebilmiş ve Yavuz Köyü’ne girilebilmiştir. Rumların bu yöreden taşınmaması sebebiyle yörenin Türkleşmesi uzun zaman almıştır. Rumların ise bölgeyi ancak 1800’lü yıllarda terk ettiği söylenmektedir.
Köyün Güneyinde bulunan Gavur İskelesi, yayla yolu üzerinde bir taşa resmedilmiş olan insan figürleri, halk arasında çok önceleri kayık bağlandığı söylenen Kayıktaş, 1990 yılında yaşanan sel felaketinde yıkılan Taş Köprü ve Kaldırım denilen yerdeki taşlara oyulan mağaralar, tarihi kalıntılar olarak bilinmektedir.
Gavur İskelesi, denilen yerde, inanışa göre merdiven şeklinde dizili bulunan taşlara çıkanlar büyük bir titreşimle aşağıya doğru düşmektedir. Bugüne kadar hiç kimse Gavur İskelesi’ni tırmanarak ucundaki mağaraya girmeyi başaramamıştır. Bu mevkide bulunan mağaralarda altın saklı olduğu bilinmektedir. Ayrıca halk arasında, “Gavur İskelesi yıkılsa İstanbul orayı yapamaz ama İstanbul yıkılsa Gavur İskelesi’nde yatan zenginlik orayı yeniden yapar” şeklinde bir söylenti de dolaşır.
Köyün batısında bulunan ve bir şehit mezarı barındırdığı için Şehitlik Tepesi olarak anılan yer de halkın ziyaret ettiği yerlerden biridir.Kurtuluş Savaşı sırasında şehit düştüğü sanılan bir kişiye ait olan mezar ziyaret yeri olarak kabul edilir.
Bu şehit mezarının taşında aynen şöyle yazmaktadır: “HÜDAİ İRCİ GİRDİ BULUNMAZ ÖLÜME ÇARE, VEDA İTTİK İHVANE SIĞINDIK ULU GAFFARE, SALBAZİRİNE BAĞLİ ÇARLAKLİ KÖYÜNDEN UMUMİ HARPDA ŞEHİT OLMİŞ ÇİRAHOĞLULARINDEN YAKUPOĞLU HÜSEYİN D. 1314 Ö. 1331 R.ELFATİHA”
Yavuz Köyü’ne ilk gelen kabilenin Kalyoncuoğulları olduğu biliniyor. Diğer 24 kabilenin Akçaabat’tan buralara taşındığı söylenmektedir.